Twitter da geçende biri şöyle bişey paylaşmış;
- İntiharı düşünüyor musun?
- Sadece sabahları.
İşte beni tanımlayan bir diyalog. Benim için mutluluk uyku. Ama o sırada pratikte uyuduğum için mutluluğumun tadını çıkaramıyorum çünkü uyanma aşamasında hüzüne boğuluyorum.
Sabahları kendimi yataktan spatula ile kazıyorum resmen. Saati sürekli ertelemeler, yorganı daha da bi çekmeler yatağın en dibine girmeler. Başkası benim yerime işe gidecek sanki. İş hayatına geri döneli 2 ay olacak ilk günden bu güne kalkış saatim tam 1 buçuk saat öteledim. Eskiden patronlardan önce gidiyordum ofise şimdi hemen önce. Her sabah klasik eve gidince erken yatarım hayalleriyle yol alıyorum lakin12 den önce yat(a)mıyorum.
Dünya da iki tip insanı ölümüne kıskanmışımdır birincisi
yediğiyle Afrika kıtası doyar ama gram fazlalığı yoktur, ikincisi 3 saat uykuyla çok uyumuşum diyen
tipler. Bakıyorum zaten böyle başarılı tipler ceolar cartlar curtlar bi kere
sabahın nurunda kalkıyorlar kaçta yatarlarsa yatsınlar aynı horoz gibi sabah
ezanıyla başlıyorlar ötmeye pardon güne ve çok az uyuyorlar. Bu durumda kendime
bakıyorum bulduğum her fırsatı uykuya çevirme taraftarı biriyim. Kimseyle kahvaltı
olayına giremiyorum zaten en fazla brunch en erken 11 de ki 11buçuğa doru ancak
olay yerine ulaşıyorum ki o da bana yakınsa diğer türlü ev yansa erken kalkmam
haftasonu. Düğüne mi gidersin uyur musun deseler uykuyu tercih ederim ki vakti
zamanın da yapmışlığım var. Bırak 6 saati 10 saat uyumak bile bünyeme yetersiz
iken ben kim başarı kim.
Eyvallah hırslıyım bişeyi yapmazsın dersen inadına
yaparım son gün çalışırım çılgın notlar alırım ama o kadar. Kendimi çokta
yoramam hayatın güzel yanlarını sabahın köründe kalkıp gece yarısından sonra
eve gelip sadece işe odaklı başarılı mutsuz kadın olamam. Olamam da şu halimden
de pek memnun sayılmam.
Bu hafta sonu işten güçten kendinden memnun değilsin hadi şu hazır tatlılardan yap dedim kendime. Seçtim cheese cake havalı olsun dedim hem annemde seviyor. Girdim mutfağa fırında tavukta yapacaktım da annem onu yıkarsın ben koyarım şunu kırarsın ben yaparım derken lafta ben icraatta annem fırına koydu tavuğu. Ben de attım annemi mutfaktan tatlımı yapmaya başladım. Yok onu bununla çırp dierlerini başka kapta çırp yok onu yuvarla şunu dök derken yaptım. Attım fırına tarifte de bi saat yazıyor pişme süresi. Bizde o ara yemeğe oturduk güya benim yaptığım tavukla. Sohbet muhabbet baktım 45dakika olmuş bi bakim dedim demez mi olaydım keşke daha önce mi deseydim. Böyle uzaktan gördüm üstü kahverengi yandı diye bastım çığlığı. Annem de hiç hareket yok bi saat olmadı daha diyor fırının kapağını açtım içinden duman yüzüme vurunca tüm sinirlerim boşaldı. Annem hala bi saat diyor bişey olmamıştır diyor ben gel ne olur deyince o da gerçekle yüzleşti yanmıştı tatlım.
Sonra annem fırından çıkardı tatlıyı bunun dışı böyle bişey
olmaz dedi. Bende ağlamak için ortamdan uzaklaştım. 1 kaç saat sonra baktım
cheesecake in üzerinde ki kömür tabakasını sıyırıyor sonra bi dilim aldı ve
yedi bana da yedirdi zorla bi parça. Gerek yok anne dedim yanmış yemek zorunda
değilsin ve o da şöyle dedi; ‘’ne olmuş
yani içi çok güzel pişmiş hem sen yansaydın ne yapardım. Kızımın eli değen her
şey çok güzeldir’’ dedi. Şimdi Mutluluk nedir diye sorsalar bana ordaydı işte
derim, kızının yanık tatlısını yiyen annenin kızıydı mutluluk, tamamiyle bendim.
Sonuç: İçi çiğ dışı kızarmış insanlar var. Rabbim korusun.
Amine!*
301220131231/pazartesi

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder