16 Aralık 2013 Pazartesi

Hayırlısı



Komşuluk ilişkilerimiz iyinin üstündedir özellikle bu zamana göre mükemmel. Karşı komşumuzla akraba gibiyiz desem doğru olur 1,5 yaşında ki kızı her fırsatta bizimle çokta seviyoruz minik prensesi. Geçenlerde yine geldiler annesiyle. Hatun kişi 30larında büyük bi aşkla evlenmiş gönlümde yeri daimi olan hoş sohbet biri. Kafalarda uyuyor samimi de ama söylediği söz beni benden aldı.

‘’Artık senin de bebeklerini sevelim.’’ Annemde böyle sherk teki çizmeli kedi gibi gözlerini moniçi moniçi açıp bana bakıyor falan bende her zaman ki geçiştirme taktiği ile ‘’hayırlısı’’ dedim konuyu salladım.

Hayır bunu başka biri dese tamam da her fırsatta aşklarını tazeleyen 30larında evlenmiş çocuk sahibi olmuş sağlam kariyeri olan bi kadından bunu duymak beni parça pinçik etti. Demek ki insanoğlu evlenip bi de çocuk yapınca üzerine ev hayatına dönünce hayata bakış açışı direk değişiyor içinde ki o altın günlerine giden ‘’aaaaa 25inden önce evlenmelisin 30 olmadan da bi çocuk şart’’ diyen kadın fırlıyor. Bu model bi de yeğenim var benim. Samimiyetimiz gani gani lakin hala beni değiştirmeye çalışır. Her gelişinde büyük bir umutla aşk hayatımda bi atraksiyon var mı diye sorar olmadı görücü usulü mü denesen der. Hayali benimde onun gibi evli çocuklu olup eşlerimiz çocuklarımız beraber mutualist yaşamlar kurmamız. Tabii bahsettiğim bu kız genetikte master yapıyor.

Aslında 20 li yaşlarımın başında çok sıcak baktığım konulardı bunlar aklımın bi karış değil bulutlara yakın olduğu ‘’geç olmadan evlenmeliyim ayyy erken anne olayım’’  dediğim dönemlerdi. Sonra sanki evde kalmışım gibi tavsiye üzerine tanıştığım adamla evlenip neredeyse İstanbul dışında yerleşecektim ki 3 haftada adam kendini gösterdi. Yok bilmem ne cemaatine üyeymiş yok şu şartları varmış yok onu bırak yok şunu aç derken, ışıklar yandı ve 1 haftada 1 kere görüp evlenmeye karar verdiğim adamdan 3. Hafta da 3. Görüşmede ayrıldım Allah korudu. Şaka gibi ama gerçek. O zaman anladım zaten benim bu tür atraksiyonlarla aramın olmadığını. Bekle kızım dedim kendimeaşkı gelmez belki ama sen bekle böylesinden katkat iyidir. En azından karınca misali yolunda ölürsün.

Bi de mahalle baskısı gerçeği var her konuşulan akrabanın fix sorusu haline gelen ‘’ımmm bişey yok mu’’ sorusuna senin ilk başlarda okuyorum master yapıyorum çalışıyorum düşünmüyorum falan demelerini bi süre sonra kimse anlamayınca ‘’kısmet bu işler’’ deyip kısa kesmeceye dönüyor.

Birilerinin kafasında var olan kalıpla sizi şekillendirmeye çalışıyorlar. Kim nerden icat etmiş bilmiyorum ama eğitimlisi de eğitimsizi de aynı beklenti içinde ‘’iyi eş iyi anne ol, ne olursa olsun aile kur’’. O anda ki mutluluğun yetmiyor kimseye. Bi de bunlara sahip olunca seninde değişmen bekleniyor mesela evli çocuklu musun böyle çocuğum var kıyafetleri giymelisin daha ağır daha renksiz, ben evli çocukluyum diye bağırmalı kıyafetlerin tavrın 500metre öteden yoksa olmaz. Öyle gösterişli kıyafetler olmamalı ama evin yıkılmalı parıltıdan sonuçta gelen giden konu, komşu, akraba silsilesi kusursuz ailene yaraşır kusursuz mobilyalar görmeli di mi ama?

Demem o ki sen ne olursan ol anne eş olmadan hiçbişeysin. Tabii birilerine göre.

Sonuç: en kazık dersden en kazığından finalim var oturmuş blog yazıyorum. Üstelik, korkarım ki sadece kendim yazıp kendim oynuyorum/okuyorum. Olsun ben’im bu sadece ben.

Amine!*
161220131021/pazartesi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder