Komşuluk ilişkilerimiz iyinin üstündedir özellikle bu zamana
göre mükemmel. Karşı komşumuzla akraba gibiyiz desem doğru olur 1,5 yaşında ki
kızı her fırsatta bizimle çokta seviyoruz minik prensesi. Geçenlerde yine
geldiler annesiyle. Hatun kişi 30larında büyük bi aşkla evlenmiş gönlümde yeri
daimi olan hoş sohbet biri. Kafalarda uyuyor samimi de ama söylediği söz beni
benden aldı.
‘’Artık senin de bebeklerini sevelim.’’ Annemde böyle sherk
teki çizmeli kedi gibi gözlerini moniçi moniçi açıp bana bakıyor falan bende
her zaman ki geçiştirme taktiği ile ‘’hayırlısı’’ dedim konuyu salladım.
Hayır bunu başka biri dese tamam da her fırsatta aşklarını
tazeleyen 30larında evlenmiş çocuk sahibi olmuş sağlam kariyeri olan bi
kadından bunu duymak beni parça pinçik etti. Demek ki insanoğlu evlenip bi de
çocuk yapınca üzerine ev hayatına dönünce hayata bakış açışı direk değişiyor
içinde ki o altın günlerine giden ‘’aaaaa 25inden önce evlenmelisin 30 olmadan
da bi çocuk şart’’ diyen kadın fırlıyor. Bu model bi de yeğenim var benim.
Samimiyetimiz gani gani lakin hala beni değiştirmeye çalışır. Her gelişinde
büyük bir umutla aşk hayatımda bi atraksiyon var mı diye sorar olmadı görücü
usulü mü denesen der. Hayali benimde onun gibi evli çocuklu olup eşlerimiz
çocuklarımız beraber mutualist yaşamlar kurmamız. Tabii bahsettiğim bu kız
genetikte master yapıyor.
Aslında 20 li yaşlarımın başında çok sıcak baktığım
konulardı bunlar aklımın bi karış değil bulutlara yakın olduğu ‘’geç olmadan
evlenmeliyim ayyy erken anne olayım’’ dediğim
dönemlerdi. Sonra sanki evde kalmışım gibi tavsiye üzerine tanıştığım adamla
evlenip neredeyse İstanbul dışında yerleşecektim ki 3 haftada adam kendini
gösterdi. Yok bilmem ne cemaatine üyeymiş yok şu şartları varmış yok onu bırak
yok şunu aç derken, ışıklar yandı ve 1 haftada 1 kere görüp evlenmeye karar
verdiğim adamdan 3. Hafta da 3. Görüşmede ayrıldım Allah korudu. Şaka gibi ama
gerçek. O zaman anladım zaten benim bu tür atraksiyonlarla aramın olmadığını. Bekle
kızım dedim kendimeaşkı gelmez belki ama sen bekle böylesinden katkat iyidir.
En azından karınca misali yolunda ölürsün.
Bi de mahalle baskısı gerçeği var her konuşulan akrabanın
fix sorusu haline gelen ‘’ımmm bişey yok mu’’ sorusuna senin ilk başlarda
okuyorum master yapıyorum çalışıyorum düşünmüyorum falan demelerini bi süre
sonra kimse anlamayınca ‘’kısmet bu işler’’ deyip kısa kesmeceye dönüyor.
Birilerinin kafasında var olan kalıpla sizi şekillendirmeye
çalışıyorlar. Kim nerden icat etmiş bilmiyorum ama eğitimlisi de eğitimsizi de
aynı beklenti içinde ‘’iyi eş iyi anne ol, ne olursa olsun aile kur’’. O anda
ki mutluluğun yetmiyor kimseye. Bi de bunlara sahip olunca seninde değişmen
bekleniyor mesela evli çocuklu musun böyle çocuğum var kıyafetleri giymelisin
daha ağır daha renksiz, ben evli çocukluyum diye bağırmalı kıyafetlerin tavrın
500metre öteden yoksa olmaz. Öyle gösterişli kıyafetler olmamalı ama evin
yıkılmalı parıltıdan sonuçta gelen giden konu, komşu, akraba silsilesi kusursuz
ailene yaraşır kusursuz mobilyalar görmeli di mi ama?
Demem o ki sen ne olursan ol anne eş olmadan hiçbişeysin.
Tabii birilerine göre.
Sonuç: en kazık dersden en kazığından finalim var oturmuş
blog yazıyorum. Üstelik, korkarım ki sadece kendim yazıp kendim
oynuyorum/okuyorum. Olsun ben’im bu sadece ben.
Amine!*
161220131021/pazartesi

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder