Kaç gündür aklımda olan bi konu yazmak için kafamda çevirip
duruyorum acaba ne kadar neresini kapatabilirim de toplumun muhafazakar gördüğü
başörtülü bi kıza göre yazabilirim diye. Şaka tabiî ki de aklımdan, içimden
geçtiği gibi yazacağım ama ilk satırlarda da belirttiğim gibi beni içine
koyduğunuz ‘’grup’’ tan beklediğiniz kibarlıkta değil.
Kaç gündür 90ların sonunda 2000lerin başında yayınlamış 30 lu yaşlarını
hatta 40lı yaşlarını süren ‘’özgür’’ ny lu 4 kadının hikayesini/dizisini izliyorum. Evet
sex and the city i izliyorum. 20 li yaşlarında olan ben için özellikle Türkiye de
yetişmiş bi çok kişi için çokça sansür barındırsa da içinde, kafa dağıtan bi
dizi. Diziyi izlerken izlediğim her şeyde olduğu gibi google amcaya sordum
bununla ilgili bi çok blog ve sözlükte yazı okudum (biliyorum çok gereksiz ama
yaptım bunu). Okuduklarım beni etkilemedi desem yalan olur. Kendini bu
kadınlarla özdeşleştiren kadınlar vardı. Sex kısmına takılıp izleyen
erkeklerden bahsetmiyorum bile. Her ne kadar izlerken ny böyle mi desemde
orayla ilgili yıllarca önce insanların sex yaptıklarını ardından sevgili
olduklarına dair şehir efsaneler duyduk ki bunun büyük bi parçasının doğru
olduğunu artık biliyoruz asıl şaşırtıcı olan bunun artık bizim toplumumuzda da
doğru kabul edilmesi.
Annem bana hamile kaldığın da 7 ay (abartmıyorum) kimseye
söylememiş. Anneme belli çerçevede her şeyi anlatsamda sıkı sohbet etsekte aramızda
hep anne kız ilişkisi oldu ki arkadaş modunu tercih etmedik hiç bi zaman çünkü
yeterince arkadaşım var. Ama hiç bi zaman regl partisi veren tüm sülalesini tek
tek aryıp bu haberi paylaşan kız olmadım. Elini tutumak bi erkeğin en değerli andır öyle bildik öyle
büyüdük hala da öyle benim için. Tüm bunları düşünürken acaba ben mi çok geri
kafalıyım dedim. Dersde nasıl olduysa konu ilişkilere geldi. Sınıftaki hekim
arkadaşlardan biri ki kendisi 39 yaşında ve yeni evli ispanyaya gitmişte niye
evlendim demiş kendine yok efendim erkek 40 dan sonra evlenmeliymiş. Diğer
yandan diğer kalp hekimi olan da onu destekleyip evlenmeyi düşünmediğini
söyleyince hocanında fikrini almak istediler. Profesör onlara baktı ve bence
sevdiğinle sonuna kadar yürümelisin diyince ispanyada ki kızlarda aklı kalan
güldü ve bunu onlar (kızları kastederek) yerde biz yemeyiz gibi abuk bi cümle
kurdu.
Hayatım boyunca evlenmek için yanıp tutuşan bi tip olmadım
hiç bi zaman. Keyfine de özgürlüğünede düşkün bi tipim. Hatta özgür kız
diyorlar aile de bana azcık küçümseyerek söyleselerde bu lakabımı çok seviyorum. Sınırlarımı bildiğim bu
özgürlük bana aynı zamanda mutlulukta mutsuzlukta getiriyor ama her daim ben
olarak kendi kişiliğimle yaşıyorum ve tercihlerimi yapıyorum. O sebepten
evlilik bi mecburiyet ya da ihtiyaç değil benim için ve olmamalıda kimse için. Birlikte
yol alabileceğin kişiyi bulmadan sırf toplum istedi diye evlilik olmaz
olmamalı.
Ama bunun yanında bu kadar genişlik doğru mu?
Evli bi adamın başka kadınları hayal ettiğini söylemesi ya da bi dizide bi sürü erkekle yatan tek
gecelik ilişkilerinden elde ettiği deneyimin doğruluğunu savunan karekterdeki
kadınlardan birine kendini benzetmek?
Toplumlar kültürler dinler arasında ki farklılıklar var ya da bizim toplumumuz giderek dejenere oluyor
ki gecemizin ve gündüzümüzün bile farklı farklı yaşandığı bi ülkede ki dejenere
hayatı kendiyle özdeşleştiriyorlar. Bu mu İleri giden toplumumuz? Tek anladığı
kadını ya da erkeği sadece sex aracı olarak görmek ve hayatını tek başına
sürdürüp aslında çok çok çok ‘’partnerli’’ hayat mı? Böyle mutlu olunacağını mı
zan/nediyor.
Ben kimsenin yaşam tarzına karışma hakkını kendimde
görmedim. Hala da görmüyorum. Herkes dönsün baksın açsın okusun neyin ne olacağına
karar verecek kapasiteye de zekaya da sahip bi çoğu.
Artık erkeklerin zannettiği gibi kadınlar evlenmek için ölüp
bitmiyorlar çünkü ne kadar güçlü olduğunu keşfettiği bi çağda kadın artık ve
ayakları üzerinde durabilmenin keyfini sürüyor.Ve bence Bu gerçekten muhteşem artık seçim yapabilme/tercih edebilme özgürlüğüne
sahip olmak inanılmaz.
Peki bu güç dejenere olmuş bi hayata sebepse ne kadar doğru
kullanılıyor sorusunuda beraberinde getiriyor? Belki de her şey yaptığın tercihler
ve seçimlerinle ilgilidir.
Sonuç: Özgürlüğüm anneme bağlı aslında. Hadi canım ben
çıkıyorum diyemedim hiç bi zaman. Gittiğinde ara denilen kızdım ben ya da
aranan ama daima güvenilen. Belki de o yüzden çok özgür ama bi o kadar ailesine
tutsak ve mutluyum.
Amine!*
121220131543/perşembe

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder