12 Aralık 2013 Perşembe

De/jenerasyon

Kaç gündür aklımda olan bi konu yazmak için kafamda çevirip duruyorum acaba ne kadar neresini kapatabilirim de toplumun muhafazakar gördüğü başörtülü bi kıza göre yazabilirim diye. Şaka tabiî ki de aklımdan, içimden geçtiği gibi yazacağım ama ilk satırlarda da belirttiğim gibi beni içine koyduğunuz ‘’grup’’ tan beklediğiniz kibarlıkta değil.

Kaç gündür 90ların sonunda 2000lerin başında yayınlamış 30 lu yaşlarını hatta 40lı yaşlarını süren ‘’özgür’’ ny lu 4 kadının hikayesini/dizisini izliyorum. Evet sex and the city i izliyorum. 20 li yaşlarında olan ben için özellikle Türkiye de yetişmiş bi çok kişi için çokça sansür barındırsa da içinde, kafa dağıtan bi dizi. Diziyi izlerken izlediğim her şeyde olduğu gibi google amcaya sordum bununla ilgili bi çok blog ve sözlükte yazı okudum (biliyorum çok gereksiz ama yaptım bunu). Okuduklarım beni etkilemedi desem yalan olur. Kendini bu kadınlarla özdeşleştiren kadınlar vardı. Sex kısmına takılıp izleyen erkeklerden bahsetmiyorum bile. Her ne kadar izlerken ny böyle mi desemde orayla ilgili yıllarca önce insanların sex yaptıklarını ardından sevgili olduklarına dair şehir efsaneler duyduk ki bunun büyük bi parçasının doğru olduğunu artık biliyoruz asıl şaşırtıcı olan bunun artık bizim toplumumuzda da doğru kabul edilmesi.

Annem bana hamile kaldığın da 7 ay (abartmıyorum) kimseye söylememiş. Anneme belli çerçevede her şeyi anlatsamda sıkı sohbet etsekte aramızda hep anne kız ilişkisi oldu ki arkadaş modunu tercih etmedik hiç bi zaman çünkü yeterince arkadaşım var. Ama hiç bi zaman regl partisi veren tüm sülalesini tek tek aryıp bu haberi paylaşan kız olmadım. Elini tutumak  bi erkeğin en değerli andır öyle bildik öyle büyüdük hala da öyle benim için. Tüm bunları düşünürken acaba ben mi çok geri kafalıyım dedim. Dersde nasıl olduysa konu ilişkilere geldi. Sınıftaki hekim arkadaşlardan biri ki kendisi 39 yaşında ve yeni evli ispanyaya gitmişte niye evlendim demiş kendine yok efendim erkek 40 dan sonra evlenmeliymiş. Diğer yandan diğer kalp hekimi olan da onu destekleyip evlenmeyi düşünmediğini söyleyince hocanında fikrini almak istediler. Profesör onlara baktı ve bence sevdiğinle sonuna kadar yürümelisin diyince ispanyada ki kızlarda aklı kalan güldü ve bunu onlar (kızları kastederek) yerde biz yemeyiz gibi abuk bi cümle kurdu.

Hayatım boyunca evlenmek için yanıp tutuşan bi tip olmadım hiç bi zaman. Keyfine de özgürlüğünede düşkün bi tipim. Hatta özgür kız diyorlar aile de bana azcık küçümseyerek söyleselerde bu lakabımı  çok seviyorum. Sınırlarımı bildiğim bu özgürlük bana aynı zamanda mutlulukta mutsuzlukta getiriyor ama her daim ben olarak kendi kişiliğimle yaşıyorum ve tercihlerimi yapıyorum. O sebepten evlilik bi mecburiyet ya da ihtiyaç değil benim için ve olmamalıda kimse için. Birlikte yol alabileceğin kişiyi bulmadan sırf toplum istedi diye evlilik olmaz olmamalı.

Ama bunun yanında bu kadar genişlik doğru mu?

Evli bi adamın başka kadınları hayal ettiğini söylemesi  ya da bi dizide bi sürü erkekle yatan tek gecelik ilişkilerinden elde ettiği deneyimin doğruluğunu savunan karekterdeki kadınlardan birine kendini benzetmek?
Toplumlar kültürler dinler arasında ki farklılıklar var  ya da bizim toplumumuz giderek dejenere oluyor ki gecemizin ve gündüzümüzün bile farklı farklı yaşandığı bi ülkede ki dejenere hayatı kendiyle özdeşleştiriyorlar. Bu mu İleri giden toplumumuz? Tek anladığı kadını ya da erkeği sadece sex aracı olarak görmek ve hayatını tek başına sürdürüp aslında çok çok çok ‘’partnerli’’ hayat mı? Böyle mutlu olunacağını mı zan/nediyor.
Ben kimsenin yaşam tarzına karışma hakkını kendimde görmedim. Hala da görmüyorum. Herkes dönsün baksın açsın okusun neyin ne olacağına karar verecek kapasiteye de zekaya da sahip bi çoğu.
Artık erkeklerin zannettiği gibi kadınlar evlenmek için ölüp bitmiyorlar çünkü ne kadar güçlü olduğunu keşfettiği bi çağda kadın artık ve ayakları üzerinde durabilmenin keyfini sürüyor.Ve bence Bu gerçekten muhteşem  artık seçim yapabilme/tercih edebilme özgürlüğüne sahip olmak inanılmaz.

Peki bu güç dejenere olmuş bi hayata sebepse ne kadar doğru kullanılıyor sorusunuda beraberinde getiriyor? Belki de her şey yaptığın tercihler ve seçimlerinle ilgilidir.

Sonuç: Özgürlüğüm anneme bağlı aslında. Hadi canım ben çıkıyorum diyemedim hiç bi zaman. Gittiğinde ara denilen kızdım ben ya da aranan ama daima güvenilen. Belki de o yüzden çok özgür ama bi o kadar ailesine tutsak ve mutluyum.



Amine!*
121220131543/perşembe

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder