11 Aralık 2013 Çarşamba

O Halı Oradan Kalkacak

Evinizin koridoru ya da hol müydü neyse işte bizim evde ince uzun sağında solunda odalar olan odalar arasında ki iletişimi sağlayan bölge ben koridor demeyi tercih ediyorum. Tabii bi çok annenin yaptığı gibi benim ki de oraya iki adet halı ki bunlar da ince uzunlar ki adları yolluk oluyor sanırım. Herneyse buraya kadar her şey normal. Her ne kadar benim tarzımı yansıtmasada.

Yaklaşık 1 ay önce yıkamaya giden yollukların yerine başka bi tane serildi ardından yolluk gelince birbirinin ikizi yolluklar birbirinden ayrıldı ve emanet serilen yolluğun yanında yerini aldı. Önce tatlı bi şekilde söyledim anneme kaldırmasını girişte ki halıyla uyumluymuş vs vs. Neyse ardından lütfennn kaldıralım şeklinde orta şiddetli bi ses tonuyla yaklaştım tınlamadı. En son cumartesi ayağım takılınca aklıma dahiyane o fikir geldi. Bastım yaygarayı herkesi ayaklandıran cinsinden, ‘ağzım burnum kırılcak bunun yüzünden 100kere söyledim o halı oradan kalkacak’ şekinde  avazım çıktığı kadar bağırıyorken annem yanıma yaklaştı elini beline koydu senin ayakların taraklı dedi bana ve burası benim evim kocanın evinde istediğini yaparsın dedi ve yarım bıraktığı elişine geri döndü. Bende odama gidip zırladım biraz ama pek ilgilenen olmadı. Sonra tıpış tıpış salona koltuğuma geri döndüm ve bu meseleyi kapatmaya karar verdim.

Burda asıl olay koca evi olayı. Böyle bi gerçeklik var mı hayatta?

Baba evi ve koca evi. Koca evini bilemem ama baba evini iyi bilirim. Çeyrek asırlık ömrüm geçti sonuçta. Bu aralar misafir odasında ki çift kişilik yatağa konuçlandım desem yalan olmaz odamı da giysi odası olarak kullanıyorum ki 4 kapaklı büyük dolabımdan taşan kıyafetlerim canlarım nefes alsınlar. Kimsenin de itirazı yok buna. Yemeğim sabah kahvaltım portakal suyum bile hazır. Ama tek bir eşyayı yerinden oynatma hakkım yok. En son salonda ki masayı çevirip kenara yaklaştırım farklı bi tarz yakalamaya çalışmıştım ki geçende fark ettim ki annem onu da eski haline getirmiş neymiş geçiş zormuş sanki bizim salon hipodrom at üstünde geçiş yapıyoruz.

Mutfak özellikle orası dokunulmaz bölge bi santim oynatmak bile sakıncalı orda. Sonra sen o bi santim yüzünden annen aradığını bulamaz kafası karışır ocaktaki yemeği unutur yemek yanar ve tek sorumlu sen olursun.

Hayatta ki en güzel dönemler bu dönemler biliyorum çok seviyorum ve bi o kadar da seviliyorum ki daha şanslı olamazdım heralde üstelik dışarıda da ziyadesiyle, belli kalıplar içinde özgür ailesi sıkmamış bi kızım ama evin içinde özgürlüğüm sadece dolabıma eşyalarımı yerleştirecek kadar.

Bazen yalnız yaşamak fikri güzel geliyor kulağıma ama istanbulun dibinde başörtülü muhafazaker kabul edilen bi kızın üstelik ailesi dibindeyken bunu ağzına alması dahi toplum tarafından kabul görmez. Hoş ben daha iki kere makineye çamaşır atmış bi tip değilim o kadar işi gücü nasıl planlarım yaparım bilmiyorum ama yaş ilerledikçe yalnız kalma ihtiyacı ya da ayaklarını sağlam basma ihtiyacı daha da artıyor. Tabii benim cici paralar kazandığım işimi bırakıp 3 kuruş kazandığım dünyanın öbür ucunda ki işimle ayrı eve çıkma fikrim ayaklarımın yere basması değil bulutlara çıkmam olur başka bişey değil. Ama hayal bu işte belki Türkiye de değil belki başka topraklarda bu hayalim gerçek olur. Hayal kurmak serbest.


Sonuç: En sevdiğim sözdür ‘BABA yaslandığın dağ, ANNE gezindiğin bağdır. En güzel çağın annenle  ve babanla olandır’.


Amine!*
1012131242/Salı


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder