Evinizin koridoru ya da hol müydü neyse işte bizim evde ince
uzun sağında solunda odalar olan odalar arasında ki iletişimi sağlayan bölge
ben koridor demeyi tercih ediyorum. Tabii bi çok annenin yaptığı gibi benim ki
de oraya iki adet halı ki bunlar da ince uzunlar ki adları yolluk oluyor
sanırım. Herneyse buraya kadar her şey normal. Her ne kadar benim tarzımı
yansıtmasada.
Yaklaşık 1 ay önce yıkamaya giden yollukların yerine başka bi
tane serildi ardından yolluk gelince birbirinin ikizi yolluklar birbirinden
ayrıldı ve emanet serilen yolluğun yanında yerini aldı. Önce tatlı bi şekilde
söyledim anneme kaldırmasını girişte ki halıyla uyumluymuş vs vs. Neyse
ardından lütfennn kaldıralım şeklinde orta şiddetli bi ses tonuyla yaklaştım
tınlamadı. En son cumartesi ayağım takılınca aklıma dahiyane o fikir geldi.
Bastım yaygarayı herkesi ayaklandıran cinsinden, ‘ağzım burnum kırılcak bunun
yüzünden 100kere söyledim o halı oradan kalkacak’ şekinde avazım çıktığı kadar bağırıyorken annem
yanıma yaklaştı elini beline koydu senin ayakların taraklı dedi bana ve burası
benim evim kocanın evinde istediğini yaparsın dedi ve yarım bıraktığı elişine
geri döndü. Bende odama gidip zırladım biraz ama pek ilgilenen olmadı. Sonra
tıpış tıpış salona koltuğuma geri döndüm ve bu meseleyi kapatmaya karar verdim.
Burda asıl olay koca evi olayı. Böyle bi gerçeklik var mı
hayatta?
Baba evi ve koca evi. Koca evini bilemem ama baba evini iyi
bilirim. Çeyrek asırlık ömrüm geçti sonuçta. Bu aralar misafir odasında ki çift
kişilik yatağa konuçlandım desem yalan olmaz odamı da giysi odası olarak
kullanıyorum ki 4 kapaklı büyük dolabımdan taşan kıyafetlerim canlarım nefes
alsınlar. Kimsenin de itirazı yok buna. Yemeğim sabah kahvaltım portakal suyum
bile hazır. Ama tek bir eşyayı yerinden oynatma hakkım yok. En son salonda ki
masayı çevirip kenara yaklaştırım farklı bi tarz yakalamaya çalışmıştım ki
geçende fark ettim ki annem onu da eski haline getirmiş neymiş geçiş zormuş
sanki bizim salon hipodrom at üstünde geçiş yapıyoruz.
Mutfak özellikle orası dokunulmaz bölge bi santim oynatmak bile
sakıncalı orda. Sonra sen o bi santim yüzünden annen aradığını bulamaz kafası
karışır ocaktaki yemeği unutur yemek yanar ve tek sorumlu sen olursun.
Hayatta ki en güzel dönemler bu dönemler biliyorum çok
seviyorum ve bi o kadar da seviliyorum ki daha şanslı olamazdım heralde üstelik
dışarıda da ziyadesiyle, belli kalıplar içinde özgür ailesi sıkmamış bi kızım
ama evin içinde özgürlüğüm sadece dolabıma eşyalarımı yerleştirecek kadar.
Bazen yalnız yaşamak fikri güzel geliyor kulağıma ama
istanbulun dibinde başörtülü muhafazaker kabul edilen bi kızın üstelik ailesi
dibindeyken bunu ağzına alması dahi toplum tarafından kabul görmez. Hoş ben
daha iki kere makineye çamaşır atmış bi tip değilim o kadar işi gücü nasıl
planlarım yaparım bilmiyorum ama yaş ilerledikçe yalnız kalma ihtiyacı ya da
ayaklarını sağlam basma ihtiyacı daha da artıyor. Tabii benim cici paralar
kazandığım işimi bırakıp 3 kuruş kazandığım dünyanın öbür ucunda ki işimle ayrı
eve çıkma fikrim ayaklarımın yere basması değil bulutlara çıkmam olur başka
bişey değil. Ama hayal bu işte belki Türkiye de değil belki başka topraklarda
bu hayalim gerçek olur. Hayal kurmak serbest.
Sonuç: En sevdiğim sözdür ‘BABA yaslandığın dağ, ANNE
gezindiğin bağdır. En güzel çağın annenle
ve babanla olandır’.
Amine!*
1012131242/Salı

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder