28 şubatla ilgli konuşacak son kişi değilim ama ilk kişide değilim.O süreçte ilkokul sıralarında küçük bi kız çocuğuydum.Neler olduğunu idrak edicek durumda degıldım tam anlamıyla ama o acıyı hıssedıyordum.
Babamıın bildim bileli sakkalları vardı ve ben onları her daim çok sevmişimdir.Annem de Hiçbir zaman pardesesünden vazgeçmemiştir.Bundan dolayı olsa gerek ilkokul öğretmenimin bana baban ''şeriat'' gelsin ister mi Türkiye ye İran gibi olalım mı diye sorduğunu çok net hatırlıyorum.Hocamla yıllar sonra karşılaştığımda başörtülü halimi görüp şaşırmamış hatta erkenden evlenmedin di mi diye sormuş üniversite sıralarında olduğumu öğrendiğinde ise şaşırmıştı.
Yıllar boyunca bildiğim tek şey üniversiteye gidecek olmamdı.Bi davanın peşinde yıllarca koşan ve 28 şubat sürecini çok iyi bilen ablam değişimin beyinlerde olduğunu, tabir i caizse güçte olduğunu bilirdi.Üniversite sıralarında başörtümü kimliğimi ruhumu bi odada bıraktığımda en iyi o zaman anladım ''post modern'' darbeyi, neden bu sıralarda bu acıyı çektiğimi.
Çocukluğunun bi kısmı yurtdışında geçen, laik bi çevrede nüyüyen, dayısı ülkücü, halası almancı, eniştesi solcu, annesi babası hacı olan 20 li yaşlarını süren bi kızım.Çok sesli bi çevrenin özgür düşünebilen kızıyım.O sebepten güçlü olan tarafta olmadım hiç bi zaman çünkü muhalefette her zaman bi ''dost'' vardı muhakkak, ezilen tarafta bi ''can'' vardı muhakkak.
O sebepten yaşın kaç olursa olsun, hatta varlığın olmasa da bu alemde, o ruh acısını unutmazsın Sen unutsan aynada ki bi çift göz unutmaz, unutmak istesen başörtün hatırlatır baban hatırlatır annen hatırlatır.
Sonuç:Evet okudum bi mesleğim var.Gücümde var.Hayatlarına dokunabileceğim kalplerde ve ben hiç unutmadım.Ama şu düsturdanda ayrılmadım ''Bin kere zulme uğrasan da bir kere zalim olma!''
Amine !*
28022012/2213salı
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder