25 Kasım 2013 Pazartesi

Ben Bilmem Çoğunluklardan Yana Olmayı



     Haftanın ilk günü bugün, yağmurlu. Geçen haftanın sonlarında bir hocamın daha başbakanla ilgili sarf ettiği sözlere alınıp alınmadığımı sormasıyla haftayı yüksek gerilimde sonlandıracaktım ki takmamayı tercih etmeye çalışarak geçirdim. İşin korkunç tarafı hocanın bunu bana sınıfın orta yerinde bana yaklaşıp gülerek sorması. Sınıfta ki tek başörtülü olmam bunda etkiliydi elbette ki. Ama hocanın bunu bana sormakta ki amacı espri amaçlı mıydı ki öle olsa dahi doğru bi yaklaşım değil, diğer türlü öğrencisiyle böyle bi sohbetin içine girmeyi bir hoca niye ister hiç anlamıyorum. Ders de siyaset yapmayan hocalardan biriydi oysa ki belki de o yüzden kulaklarımdan ateş çıktı bilmiyorum.

    Onca yıldır bu tür durumlara her maruz kaldığımda yaşadığım şey içimden bi ateşin yükseldiği volkanın içine patlaması gibi ama en çok hissettiğim şaşkınlık. Bunca eğitim bunca yaşanmışlık görmüşlük ve bilmişlik ama bu kadar dar görüşlülük bu kadar ön yargılı yaklaşım, çok şaşırtır beni her defasında.

      Oysa ki bu ülke daha 90sanlI yıllarda Ahmet Kaya ya çatal atanları alkışlarken, bugün yerin 7kat dibine sokuyor. Bi 10 yıl sonra ne olur bilinmez. Kitleler halinde sürüklenen bi sürü yanlışın ardından gidilmedi mi yüzyıllar boyunca. Tarih denildi tekerrür denildi ama hep en baştan tekrar tekrar yaşandı. Tıpkı moda gibi o vatkalar her seferinde moda olmadı mı. 

     Çok uzun zamanlar önce adını bile hatırlamadığım bi arkadaşım bana benim fikrime ters dahi olsa tartışmada azınlık kimse ondan yana olurum demişti. Kimse benim olduğum yerde ezilemez benden yana olanlar dahi ezemez. Bunca yıl geçti o zamanlar saçma gelen bu düstur şimdi bana “bin defa zulüm görsende bir kere zalim olma düsturu” nu hissettiriyor. Bu tür durumlarda beni hiç sormayın çünkü ben hiç bilmem çoğunluktan yana olmayı, ya hep tektim fikirlerimde ya da azınlık. 

    Şikayetçi değilim; kim olduğumuda kim olmak istemediğimi de biliyorum, ne kadar dibi görsemde, çoğu zaman tamamlayamasamda başladıklarımı, çoğunlukların içinde kaybolmadım.

    Sonuç: Yağmurda şemsiyeyi örtüm bozulmasın diye açıyorum. Ama en güzeli ıslanmak hemde sırılsıklam ardından hastalıktan gözünü açamasanda ıslanmak gibisi mi var.


Amine!*
251120131525/pazartesi

21 Kasım 2013 Perşembe

Anne Hoca Bana taktı

Son dönem. Masterda son dönem yani. Bi tezim kalıyor geriye ama o da Allah kerim bi şekilde hallolur.



Tabii geçen yıl ki heyecan ve şevk yok bu dönem. Bi zorla gitmeler ders eklmeye çalışmalar ayyy hoca gelmese demeler. Lise ye giderken biliyormusun üniversite derslere gitmene gerek yokmuş paso geziyorsun muhabbetinin kurbanı olduk hepimiz en azından ben yüzde20 devamsızlık hakkı bi de hemşirelik okuyordum ben 4 yıl çile çektim stajlarda dönem sonu gelsede devamsızlıklarımızı topluca kullansak diye diye okulu bitirdim de bende bittim. Hoş ben yine her durumda gezme tozma ikilisiyle yollarımı kesiştirdim o ayrı.

Neyse bu dönem aldığım derslerden birinin ilk dersi zaten hepi topu 3 ders alıyorum. Neyse derse girdim. İlk dönem en önde oturuyordum düşünsene hoşa hapşursa benim suratıma patlıyor soru sorsa gözünün önünde kim ben bana gelsin sorular. O sebepten verdim kararımı bu dönem orta sıralara hatta arkalara yol almak. Ama hesap hatası şurdaki sınıf anfi gibi ve ortada oturunca kabak gibi meydandayım neyse ki şimdi en arka köşeye oturuyorum ama o gün en ortaya oturdum. Hocayla tanıştık falan eğlenceli biri gibi geldi. Bize aynı zamanda beyin mi zihin mi işte onun da devrimini yapmak istiyormuş gündem den azıcık ucundan politikadan bahsediyor. Ama son zamanlarda onu da bıraktı baktı bizim sınıf azcık apolitik J İlk dersi tabii şevkle bişeyler anlatıyor soru soruyor  tabii bana sordu ne mi sordu sistem nedir söyle dedi. Tabii ben ık mık ederken hoca oturduğu hoca masasının üzerinde saçlarını karıştırdı önğne bakarken aniden tekrar bana döndü ve aynen şöyle dedi, “akp sistemi nedir?” bi de güldü ardından. Sınıfta bu gibi bi hava esti herkes şok oldu.

Burda parantez açmak isterim ki ders kamu da başörtüsü serbest olduğu haftaya denk geliyor ve sınıfta ve başörtülü benim. Her ne olursa olsun o sınıfta ak pli görünen tek kişi bendim sonuçta başörtülüyüm di mi muhakkak ki akp ye gitmiştir oyum tek parti o çünkü hepimiz koyunuz fln filan.

Konuyu fazla dağıtmadan hocayla diyaloglarımızı yazıyorum;

Hoca: akp sistemi nedir

Ben: Akp’lilere sorun.

Hoca: Hımmmm akp ye oy vermediğini vurgulama ihtiyacı hissediyorsun yani. (burada bıyık altı gülüş)

Ben: Akp ye oy vermediğimi söylemedim.

Hoca: Vayyy kelime oyunları güzelll bu ders böyle eğlenceli olur. (Görende siyasal bilimler ya da gazetecilikte ders veriyor zanneder.)


Bu arada sınıfta o gün 10 kişi falandık herkes tenis maçı izler gibi bizi izledi. En az benim kadar rahatsız oldular. Hoca da oldu ki bi ara ben bazen haddi mi aşarım beni kenara çekip benimle uğraşma diyebilirsiniz tarzında bi konuşma yaptı ama söz ağızdan bi kere çıkar di mi.

Akp ye ya da chp ye verdiğim oy kimseyi zerre ilgilendirmez bırak sokaktaki adamı derse giren hocamı annemi bile bağlamaz. Başörtüm de bi partinin sembolü ya da bi düşünce tarzının bayrağı asla değil. Ben Allah ın emirlerini yeri getirmeye çalışan eksikliklerinin fazlasıyla farkında olan aciz bi kulum ama karşımda ki hoca olduğu için benden daha üstün olmadığı gibi beni ezme hakkına da sahip değil.

Derslerine hala giriyorum hatta en önde oturuyorum ve hala arada ufak tefek atraksiyonlar olsada sonucu gülerek bağlamaya çalışıyoruz zaten artık sadece ders anlatıyor. Hatta onun dersinde tahtaya günün sözünü ben yazdım; “Adalet senden olmayana da adil olduğunda adelettir.”

Sonuç: Karşı komşumuzun 1buçuk yaşında ki kızı beni çok seviyor. Adımı söyleyip ağlayan ve resmime gün içinde defalarca bakıp herkese gösteren bir melek. Çok seviyoruz birbirimizi ve her gün muhakkak ne kadar yorgun olsamda onu alıyorum ve evde oynuyoruz, bazen çıldırıyoruz :) Bu kadar saf temiz ve önyargısız insanı dinlendiren ruhunu arındıran bi sevgi yok. Önyargısız günlere uyanmak umuduyla.

Amine!*
211120130957/perşembe

18 Kasım 2013 Pazartesi

Pazartesi Sendromu Gibi Gibi


Ben her türlü sıkılırım.

Gül gibi işim var tabii şimdilik. Ameliyathanede hemşirelik yapmaya başladığımda da herkese mutlulukla çiçekler açarak anlatıyordum ayyy şöyle keyifli böyle güzel, her şey uçuş uçuş. Tabii ameliyatha dediğinizde insanların aklına sadece kan gözyaşı ve bi o kadarda kanlı organlar geldiği için hayretle aldığım zevkten benim akıl sağlığımdan şüphelenmiş olsalarda başlarda her şey benim için güzeldi. Tabii sonra mastera başlamam işlerin daha da yoğunlaşması ve en önemlisi orda hayal ettiklerme ulaşamayacağımı görünce, bi de üstüne makyajsız babamın pijama üstüyle 1karış suratla uyuku uyku diye inleye inleye işe gitmeye başlayınca eee bari ayrılayım eğitim daha önemli tez yazacağım deyip işten ayrıldım. Eve gelip bütün acımı ev ahalisinden çıkarmamda etken oldu tabii annem en son terlik fırlataraktan ben mi çalış dedim sana ayrılcaksan ayrıl ya da zırlamayı kes demeside etkili olmuş olabilir o kısım muamma.

Neyse sonuçta işten ayrıldım. Yeğenim kendisi www.coluklucocuklu.com da yazan biricik şahsiyet. Derin muhabbetimize karşılık iş hayatımın yüzde90 lık kısmını “gaspetme”sinden kaynaklı görüşmelerimizin azlığı hatta şöyle demem gerekirse 9 ayda iki kere görüşmüşüzdür cinnet noktasına gelip canıma okumuştu öle böle değil çocukluğumdan girdi gelecekteki benden çıktı neyse ki işten ayrıldım, daha çok sevdi beni. Kardeşi evlenecekti yani benim canım minik yeğenim burnunu sevdiğim J Düğünde çok şükür benim yok izindi yok zırttı yok pırtı dertlerim olmadan güle oynaya arada ağlaya zırlaya yaptık.  Her şey pek yolundaydı.
Bu işe girmemde katkısı pek çoktur kendisinin çünkü buradan aradıklarında açmamıştım onun ısrarıyla geri aradım ve bugün buradayım. Gayet iyiyim düşünsene işteyim ve bloguma yazı yazıyorum. Sabah çok erken gelmeme gerek yok. Ama yine de zor. Dün yeğenimde konuştuk bugün için ama ben işten akşam dönüyordum ve yarın muhasebe vizem olduğu için planlar yattı tabii. Niçin çünkü ben çalışıyorum ders çalışmam lazım üstelik onlar öğleden sonra gelecekti ve işim olmasaydı koskoca bir günümüz olacaktı bıcırıklarla takılacak ve yarında işim olmadığı için ders çalışabilecektim. Bi şekilde telafi edilir ama bunlar zamanla birikince yük oluyor insana. Ne biliyim sabahın kör karanlığında kalkmak o korkunç otobüslerde yolculuk yapmak bi ekrana bakmak uzun uzun ve gözlerinin bozulması onunla bununla uğraşmak bi yandan okula gitmek gece pestilin çıkmış halde eve gelmek. Tüm bunları kariyerimiz için başarılı biri olmak için yapıyoruz gelecekte daha çok sorumluluk daha çok uykusuz gece belki biraz fazla nüfus elde etmek için belki koltuk için belki vatana millete hayır belki de daha çok para için belki de hepsi için. Ama bunları yaparken sevdiklerimize daha az vakit ayırıyoruz, ayırdığımızda da onların işleri olabiliyor falan filan. Geçende dersden geç çıktım saat 10 gibi evde oldum. Duştu yemekti çaydı derken saat oldu 11buçuk baktım ki sadece iyi geceler diyorum anneme sadece iyi geceler. Düşünebiliyor musunuz, koskoca günün ardından sadece iyi geceler. Bu kadar dramatize etmiyim günde çok kez arayıp annemin telefonumu yüzüme kapatmasına neden olacak boş sohbetler yapıyorum J ama anladınız ne demek istediğimi.

Aslında konu bu değildi nerden geldim bilmiyorum. Bence okuyalım iyi yerlere gelelim güzel kariyerlerimiz olsun ama sevdiklerimizi de ihmal etmeyelim. Ben bencil kötü bir kızım o ayrı ama hayat şartları işte trafik bile etkili istanbulun iki ucu arasında ki mesafe Türkiye nin iki ucu arasındaki mesafeden daha uzun olabiliyor. Şöyle bişeyde var bazen yıllardır görüşmediğim dostlarla buluşuyorsun bakıyorsun sanki dün ayrılmışsın gibi belki de önemli olan kalbinde nereye koyduğundur. Kalbindeyse her daim seninledir. Sende onunlasındır.
Ne dedim bende bilmiyorum ama bi iç döküş oldu sonuçta kariyere devammmmmm J

Sonuç; makyaj yapmakla yapmamak arasında ki fark 10-15 dakika daha fazla uyumak yada uyumamak ben bu aralar uykuyu tercih ediyorum. Hem daha doğal hem sabah soğuğu yüzümü daha dinç yapıyor. Uyuyorum.

Amine!*
1811131058/pazartesi

17 Kasım 2013 Pazar

Kalbi Acır İnsanın


Muhasebe bitirdi beni. Ne gereksiz bi derstir ya hu. Master yapıyoruz üstelik yönetimde üstüne genel muhasebe görüyoruz. Hoca ben bunu yapmayacağım muhasebecim olacak o yapacak diyecektim ki okulu bitirince beni hemen yönetici olarak kimsenin almayacağını düşünüp sustum ama yine de çok gereksizzzzzz! Hoca ders de sürekli bilgisayarlı sisteme geçildiğini söyleyip ısrarla o defterleri anlatıyor şimdide onun vizesine gireceğim.Hakkını yemek olmaz şimdi soruları verdi vermesine de işlemleri nasıl yapacağım orası belirsiz.

Sınav öncesi oturup blog yazmakta benim ayıbım kabul ama geçenlerde izlediğim bi ülke kaldı aklımda anlatmazsam olmaz. Ben arap kültürünü daha doğrusu yüzünü batıya değil ortadoğuya çeviren biriym. Hayatım boyunca zaten çok talep gören şeylerin ucuzluğuna inandığımdan terse giden biri oldum hep. Neyse Kuveyt bugün bahsetmek istediğim emirlik. Adamlar Saddam Hüseyin şehirlerini yerle bir ettikten sonra onun ölümünü beklemişler ve o öldükten sonra kısacık zamanda dikmişler bi sürü gökdeleni tabii petrol kuyuları gani. Adamlar çalışmıyor nerdeyse. Çalışan kesim genelde yabancılar. Öğlene kadar çalışıp 4 5 saat dinlenip sonra tekrar açıyorlar malum çok sıcak diyarlar oralar, çöl işte. Ama çöl deyip geçmeyin adamlar deniz suyunu arıtıp dört bi yanını yeşillendirdikleri çöllerini suya doyuruyorlar. Adamlar zengin dediysem boşa değil bi kere en az 25bin liralık şahinler alıorlar üstelik bi tane değil. Onların hobileriymiş eğitiyorlar. Bitanesini gösterdi adamın kuşları var çok seviyormuş ben diyim 20 siz 40 bi tanesi 4bin lira. Ben lira diyorum ama Amerikan dolarıda olabilir. Ama kültürlerine çok sahip çıkıyorlar yazları evlerinde yaşarlarken, sonbar gibi çöllere yerleşiyorlar. Yerleşiyorlar dediysem öyle bildiğiniz çadır değil. 4başı mahmur bu çadırlar. Herşey var sarayın çadır hali. Yeşil bahçeleri dahi oluyor. Acayip.

Tabii her şey bu kadar muhteşem değil. Kadınlar. Çok rahatlar en az 5yardımcıları var. Çocuklarına kendileri bakmıyorlar. Elleri sıcak su soğuk su kavramına sahip bile değil. Ama tek değiller. Kültürlerine göre kocaları 4kadına kadar eş edinebiliyorlar. Bazısı tek tercih ediyor bazısı 2 ama kadın hep biliyor erkek isterse bi kuması olabilir bi değil üstelik 4 kuması olabilir. Zannedildiği gibi bunu büyük bir hoşgörüyle kabul etmiyorlar memnun da değiller ama yapabilecekleri bişey yok, hakları yok. Bazıları aynı evde beraber yaşıyorlar ama maddi olarak iyi durumda olanlar ayrı ayrı ev açıyorlar.

Annem arkadaşına gitti bugün döndüğünde bunu anlattım. Annem de aynen şöyle dedi amannnn benim hayatımda ki rahat katar şeyhinin karısında dahi yoktur dedi. Doğruda dedi. Ne petrol kuyusu ne o mücevherler ne de altınla kaplı saraylar hiç biri sevdiğini biriyle paylaştığında seni fakirleştirdiği mutsuz ve rahatsız ettiği kadar edemez heralde. Kalbi acır be insanın.

Sonuç; Ben hiç paylaşımcı biri değilim. Kıyafetlerim ayakkabılarım takılarım vs hepsi değerlim ama en çok ailem en çok dostlarım. Ablamla annemin arasına oturacak kadar kıskanç biriyim. Bu kadar çok sevmekte hem bünyeye hem karşı tarafa zararlı ama ben buyum napiim.


Amine!*

1711132302/pazar

Yalnız Yaşayan Kadın Kötü Kadın


Dün akşam çok sevdiğim bi arkadaşımla sınav sonrası kutlamaya gittik, kebapçıya (:

Üzerine fazla düşünmeyin kebap candır hem her şey çok lezzetliydi, sohbette. Aslında bildiğimi zannetiğim ama hiç bilmediğimi fark ettiğim o kadar çok şey konuştuk ki ben en önemli detayı anlatıcam bugün.

Arkadaşım yalnız yaşayan, ayakları yere basan çok güzel bi hatun. 30 lu yaşlarını geride bırakmış enerjisi bitmeyen hukuk okumak isteyen canım arkadaşım. Yaşamında yaptığı tercih mutsuz asalak bi evliliği yürütmek yerine, kendi başına ama daha mutlu, güçlü bi kadın olmak. Buraya kadar bi problem yok hayranlık uyandırıcı bi hayat çizgisi var üstelik yanındaykende çok gülüyorum ve acayip keyif alıyorum onunla vakit geçirmekten.

Buraya kadar bi problem yok ama toplumun bakışı farklı bi önce ki yazımdanda bahsettim ucundan kenarından. 

Lisans mezunu, masterın devam eden ve dışardanda bi bölüm okuyorum, çalışıyorum hayatta ne istemediğini bile bi kızım evet muhteşem değil her şey ama kendi kanatlarıma sahibim. Annem geçenler bunları söyledim ve eğer şu an evli olsam iki de torun vermiş olsam onun daha mutlu olacağını söylediğimde güldü. Elbette ki daha mutlu olacaktı çünkü toplum gibi o da bi kızın güvenliğinin evliliğinden o kurumun gölgesinden geçtiğini düşünüyor. Mutlu bi evlilikse sorun yok ama mutsuzsan eğer bunu sürdürmeni istiyor toplum. Başbakanın söylediği gibi 3 çocuğuda patlatıp kocanın yediği affedersiniz tüm haltlara rağmen asalak gibi ona bağımlı ayrılmadan, çocukların için fedakarlıkla bu evliliği sürdüreceksin. Üstelik her fırsatta çocuklar için bunu sürdüğünü söyleyip çocuklarının da gelişimine darbe vurup bi drama, mutsuzluğa tüm yaşamını feda edeceksin. Toplumdan saygı göreceksin belki dışarıdan her şey mükemmel görünecek takdir toplayacaksın gençler sizin evliliğinize özenecek ya da her şeyi bilecekler ama senin bu “mücadeleni” takdir edecekler. Kocanda maddi olarak iyiyse parasını başkasına yedirmeyecek mutsuzlukla sen yiyecek havanı atacaksın! Ne mücadele ama asalak hayatına hayranlık duyacaklar.

İslamiyette evlenirken mehir gerçekliği vardır. Boşanma durumun da seni koruması için eşin olacak kişiden istediğin miktarda altın vb istiyorsun burada kısas 3 ay geçinebilmek. Demem o ki her şeyde islamiyeti arkasına alanlar İslamiyet boşanma hakkı tanıyor ve 3 ayda kendini toparla yoluna devam et diyor. Benim anladığım bu.

Konuştuk uzun uzun arkadaşımla bende ona anneannemin teyzesinin oğluyla evlenmemek istemesinden kaynaklı nişanı bozması sonucu, bırak konuşmayı neredeyse hiç görmediği nişanlısından ayrıldığı için eşi vefat etmiş ondan büyük dedemle evlendiğini anlattım ona.

Sonuçta bana şöyle dedi yalnız yaşayan kadın kötü kadın, mutsuz evliliğini sürdüren kadın asil kadın. Yalnız kadın kötü kadın, mutsuz çocuklu kadın anne.

Haklı olmasını bilmek çok üzücüydü. Tabii bi şeyler değişti ama bazı şeyler hiç değişmedi. Tüm haklarımızı bize tüm medeni toplumlardan önce tanıyan Atatürk bi hediye verdi bize ama bu bakış açısı değişmedikten ve bu hayatı kendine layık gören kadınlar mücadele etmedikten sonra kadınlar kocalarının oy verdikleri partilere oy vermeye devam edecekler kişiliklerini onunla var ederek.

Sanki çok anlarım ben onları gibi konuştum ama mutsuz bi kadının kanser olup her şeyi arkasında bırakıp gideceğini bilecek kadar uzun yaşadım.

Sonuç; mutlu ol, gerisi hikaye.

Amine!*
1511130930/Cuma

Evlenmiyorum Ben



Dostlarımla oturup sohbet etmek en büyük keyfim vazgeçilmezim. Kız kıza sohbetlerinde temel konularından biri kadın erkek ilişkileridir ister istemez. Çeyrek asırlık ömrünü geride bıraktım ve an itibariyle evlenmesi gereken kız konumuna geldim. Tam zamanıymış öyle diyorlar :/ canım kardeşim dediğim bi dostumla her daim sohbetimizde klasik olarak amannnn ne evliliği gerçek aşkı kim kaybetmiş biz bulcaz ilerde beraber ev tutar kedilerimiz ve kariyerimizle yaşarız derken kızın bi sevdiçeği oldu. Artık sohbetlerimiz onun ilişkisinde ki güzel anları konuşmakla ve ilişkide çıkan krizleri çözmekle geçiyor. Şikayetçi miyim değilim. Ama darısı başına olayı beni benden alıyor. Bi de sevgili biricik yeğenim var onunla büyüdüm onunla ben oldum onu anlatmak için ayrı bi yazı gerekir ama beni benden iyi tanır tanımı uygun olur sanırım. Onun da tek derdi benim mürvetimi görmek hatta mümkünse onun karşı dairesine yerleşmem eşlerimiz salonda sohbet ederken mutfakta çay içip dedikodunun dibine vurmamız benim Dubai ye yerleşme fikrimi duydukça saçları dikleşiyor gözle görülür şekilde desem anlarsınız heralde.

Tamam ben de biliyorum şu romantik komedi filmlerinde aşk filmlerinde temel olgunun ne olduğunu. Hayatta en önemli şey eşini aşkını bulmaktır onun için, aile kurmak için her şeyi feda etmelisin servetini kariyerini vs vs. hatta öyledir ki feda ettiklerin sana kat be kat geri döner mutluluktan çılgına dönersin fln filan. Türkiye de ise aşkın bulan ortalama gelir seviyesinin üstündekilerin dışındakiler 3. Sayfalara konuk oluyor. Kim ne derse desin bence insan elinde olanları iyi niyetle ve doğru kullandıktan sonra mutlu olabilir. Para dediğin mutluluk sebebi değildir ama doğru kullanıldığında mutluluk getirebilir.

Ordan bakınca para düşkünü kötü kız olarak görünebilirim ama insan hayatı yaşayabildiği sürece mutlu olabilir ailesi mutlu olabildiği sürece ve ne yazık ki bunun için bir finansman gerekli.

Neyse olayın özünde ziyadedsiyle koptum demem o ki, ben evlenmiyorum arkadaş acelem yok bazen düşünmüyor değilim şu an evlenmiş 1ya da 2 çocuğu olmuş kocasını işe gönderen kapıda karşılayan evi ve çocuklarıyla meşgul biri de olabilirdim gayette başarılı olurdum eminim. Ama hayat tercihlerden oluşur ve ben bunu tercih ettim ve her ne kadar yukarda “aman aşkta neymiş cnm” desemde aşkla evlilik yapmak istiyorum o sebepten ne kadar bilmiyorum ama beklemeyi tercih ediyorum. Şimdilik en yakın arkadaşımın düğününe gitmek için hazırlık yapıyorum ve bu da beni ziyadesiyle mutlu ediyor çünkü bi aşk evliliğine şahit olacağım.

Sonuç; benim aldıklarım giydiklerim yediklerim neden birilerinin gerer ağzına pelesenk olur anlamıyorum. Koca parası yiyorsun ona kuala gibi yapışıksın kişiliğin onsuz hiç bişeysin, diyor muyum ben, demem. Hem para benim canım ne isterse onu yaparım.

Amine!*
1511130902/Cuma

Yeni Bir İş Yeni Bir Başlangıç



Tembelliği çok seven, sahip olmak için can vereceği şeylerden bile zaman içinde sıkılan ben yine yeniden bir işe girdim.

Bu arada hemşireyim ben. Ama hemşirelik yapmak mizacıma uygun değil. Denedim gerçekten ama zor geldi zor oldu. Nasıl anlatılır bilmiyorum dünyanın en kutsal mesleklerinden biri onu da biliyorum lakin mizacıma ters. İster şımarıklık olarak kabul edilsin istersen mesleğine sagısız advetsinler yaşamım boyunca zevk almadığım keyif vermeyen bi atraksiyonunu kenarından köşesinden geçmediğim gibi, eğer mecburiyetten bi şekilde içinde yer almam gerektiyse muhakkak kaçıcak bişey bulurum napiim huy. Ne yapmak istemediğini ve Dubai de yaşamak isteyen benim olayım bu. İstemediğin atraksiyonu yapma. Suratını yerlere sarkıtacaksan, işinde muhataplarının burnundan getireceksen hayatı yapma. Hayatta muhakkak başka seçenekler vardır.

Tabii şöyle bi gerçeklikte var ağzında gümüş kaşıkla doğmasam da en az onlar kadar değer gördün en az onlar kadar dilediğimi yapabildim. Burdan aile selamlar sevgiler. Benim istediklerimi yapmak için imkanlarım olsada yeni seçtiğim yolda kendi emeğim olsun istedim ve bi süre hemşirelik yaptım hem de ameliyathane de çokta keyif aldım başlarda ki bi sürü güzel anım da oldu lakin baktım tükemişlik sendromuna giriyorum bakıorm sabahlar olmasın işe gitmiyim diye geç uyuyorum yataktan sürünerek kalkma pahasına baktım ki etrafıma öfke ve hüzün saçmaya başladım o noktada bıraktım. Ama yeni yolumda ilk hedefim olan master için paramı kazandıktan sonra (evet vakıf üniversitesinde master yapıyorum ve evet lisansta da vakıf üniversitesindeydim).

İşten ayrılınca uzun uzun tatiller gezmeler tozmalar ve uyuma sabahlar olmasın uyu güneş doğmasın modunda bi süre yaşadım. Yaşadımda o da bi yere kadar benim hayatımda ki kısır döngü de bu sanırım. Önce tembelleş gez toz eğlen sonra sıkıl işe gir sonra ondanda sıkıl. Umarım bu sefer öyle olmaz ve yeni patronlarım bu yazımı okumaz (:

Yeni patronlardan biri de (evet ben patron demeyi tercih ediyorum yumuşatmaya gerek yok yok iş veren yok yönetici patron o cnm kasma kendini demek istiyorum diyemiyorum o ayrı) eski çalıştığım hastaneden bende ki cevheri fark etmiş (: bana yeni açtıkları şirkette asistanlık teklif etti bi nevi sekreter işleri, annem onca yıl okudun hala okuyorsun sekreter olmak için mi diyor ama gelecekle ilgili bi takım vaatlerde de bulundular diyorum inanmıyor o ayrı (: Olursa eğer yazarım ama şu an için ofisteyim masam sandalyem laptopum rahat çalışma koşullarım ve ben mutluyuz. Ne yazık ki uzak evime ama olsun her şeyin dört4lük olması beklenemez di mi.
Mesela ben bu yazımı masamda ofiste otururken yazıyorum düşün bi kere. Sen orda çocuğunu bile gizli gizli araken nemrut “yöneticin” görmesin diye benim patronum çikolata bile almış bana kendine alırken. Olay budur yani.

Üzerine fazla düşünmeden yaşamak gerekiyor hayatı. Enine boyuna hesaplar yapmak bana göre değil hiç bi zaman da olmayacak her zaman var olan ajandamı bile sadece derslerde not almak için kullanan ders kitabını sınavdan 3 gün önce alan ben için 10 yıllık plan yapmak çok sahte. Dubai dışında (: çünkü 10yıl sonra oraya yerleşmiş olucammmmm duydun mu evreeeennnn al mesajı (:

 
Sonuç; onca yıl oku çalış saçların dökülsün bir masan ve deri koltuğun olmasın ama benim var hemde en afilisinden fotoğrafta görüldüğü üzere, sevgilerrrrrr(:

Amine!*
1411131416/
Perşembe