
Ne çok zamanlar geçmiş. Ben şimdi karadenizin bi köşesinde ayın aydınlattığı bir balkonda böceklerin senfonisini dinlerken en son yazdığım yazımdan bu yana neler bitmiş, neler olmuş. Kimbilir kimler okuyor bu satırlarımı ya da kimler okumuyor bilmiyorum ama en gerçek sözler bunlar bana dair ondan eminim.
Öncelikle işimi bıraktım. Baktım olmuyor sabahları kalkmak
işgence, akşamları sabah olmasın diye daha geç yatar olmuşum baktım dedikodu
artmış dostluk eksilmiş, Allah dedim! eyvallah dedim ve bıraktım işimi, 1 yıl 3 ay 25 gün sonra ayrıldım. Lakin
bilirim ki her ayrılık bi başlangıç hoş henüz bi işim yok hali hazırda tatil
yapıorm günüme gün geceme gece ekliyorum ama vardır elbet başlayacak olan
bişeyler. Uyuyamadığım uykularımı uyuyorum ama eski ben değilim biliyorum. Eskisi
kadar gezmiyorum, artık kahvaltılar daha değerli her sabah gibi. Aileme daha bi
sarılıyorum yıllardır ihmal ettiğim uzakta ki akrabalarıma yazıyorum, seviyorum
onları daha bi çok. Özlüyorum sanki yanımda olanı da uzakta kalanı da. Daha az
kızıyorum çokça susuyorum hala gururluyum belki ama eskisi kadar kin tutmuyorum
bi de unutuyorum artık. Bana yanlış geleni uzak tutuyorum ömrümden bana nasıl
gelirse öyle karşılıyorum herkesi. Sadece dostlara sarılmıyorum arkadaşlarımda
var meraba dediğim. Artık biliyorum ömrümde ki herkesle can ciğer olmamam
gerektiğini ve can/ım olanla sonsuz olmama ihtimalim olduğunu.
Biliyorum tıpkı ben gibi o da beşer o da şaşar. Allah ın
kulu diye seviyorum bazısını, bazısını sevemesemde Allah yarattı diye kinde tutmuyorum
uzakta tutuyorum/kendimden olmasada kalbimden ruhumdan sevgimden.
Hala aynı benim aslında gezi parkı olaylarında ölen genç
içinde üzülüyorum, mısırda katledilen onca Müslüman kardeşim içinde yas
tutuyorum dua ediyorum. Ama hala kimseye lanet okumuyorum Rabbim ıslah etsin
diyorum ‘’O’’ bilir de ben bilmem diyorum.
Hala kafama estiği gibi yaşıyorum belki ama bu aralar
listelerim var planlarıma dair oldukça tik attığım. Artık biliyorum kaç yaşında
olursa olsun her ölüm erken, her giden hatırlanmasa da bazısı ziyadesiyle
özlenecek, ve ömrüne giren herkes özel ve anlamlı gelecekteki yazılan yazım
için. Hiçbirşey sebepsiz değil ve tesadüf yok hayatta. Her şey tevafuk.
Hala şımarık, dediği dedik, bildiğini okuyan kız çocuğuyum
ben ama başka yazılarda okuyan biraz daha sessiz biraz daha sözsüz. Yine ben
benim ama çeyrek asırlık ömrümü yaşamışken, ardımda bıraktıklarımı da, ardıma
bırakacak olduklarımı da, yanına aldıklarımın da, daha farkında sevmemeleri
olan ama sevmeleri çokça o kız benim; ısrarla küçük kalan ve ısrarla büyümek
isteyen.
Sonuç: o kişi dost
o(a)madı sana diye sakın cezalandırma kendini. Ömrüne gün yoluna ışık olacak
onca dosttan mahrum etme ruhunu. Her defasında en baştan en safiyane duygularla
aç kalbini elbet bilir biri/birileri kıymetini.
Amine !*
2008130157/salı
Amine !*
2008130157/salı