24 Ocak 2014 Cuma

Çok Değil Hayal Ettiğin Kadar



Çok akıllı çok güzel çok zeki bi kız değilim. Çok konuşurum, inatçıyım, ev telefonlarına hiç bakmam cep telefonuma canım isterse, narsistim, bencil tarafım çok, kafama kolay kolay bişeye takmayan ama böle 6 yaşında beni evine almayan akrabamı hatırlayıp sabahtan akşama kadar ağlayabilecek, çekilmez bi çileyim. Ama çok samimiyim o ne demekse. ''Güleç'' bi tipim yani ne kadar uğraşsamda ayyy yanaklarını sıkılmalık kız katagorisinden çıkamadım. Bi de çok hayal kurarım.

Küçücükken yani kendimi bildim bileli hayal kurarım. 1 saat önce yatağıma girerdim sadece hayal kurmak için. Bazen dünyayı kurtaran süper kahramanlardan biri olurdum kimliği gizli, bazen bi holdingin en üstte ki yöneticisi, bazen tüm dünyayı gezerdim, bazen sahil kasabasında ki evimde emeklilere yaraşır bi hayat sürerdim. Ama hiç bi zaman nefes aldığım sürece buralarda yaşayacağımı düşlemezdim istemezdim.

Zaten en sevdiklerimi aldı bu topraklar belki bu yüzden belki de Almanya ya yerleşmek mecburiyetinde kalan ailem yüzünden. Babam yıllar yıllar önce tek bavulla dilini haritada ki yerini bile bilmediği bi ülkeye öylece bırakıldı. Hiç kimse vatanından gitmek istemez ülkesinde yaşanabilir bi hayatı olursa. Belki bazıları bana kızacak ama vatanımı çok sevdim ama hiç aşık olamadım. Seviyeli bi ilişki bizim ki. O yüzdendir hep başka bi yerlere ait hissettim kendimi, başka topraklara başka ülkelere. Kendi vatanında yabancı olmuş ‘’almancı’’ bi ailenin en küçük kızıydım ben. Almanya da doğmuş almanca bilmeyen Türkiye de yaşayan ama yabancı kalan bi kızdım ben.

Ama bi türlü kıramadım bu çemberi. İstemediğim okuldan mezun oldum hadi onu gölgeleyim derken kendimi okuma girdabında buldum. Daha da derinleşti burada ki varlığım ve her şeyim yarım okuduğum okullar yarım, İngilizcem yarım yamalak, param az, işim hayalim değil.

Bu bi başarı öyküsü değil ama 30 lu yaşlarımı görmeden gideceğim buralardan, gitmeliyim. O zamanda bi başarı öyküsü olmayacak ama hayal ettiği gibi yaşayan o kız ben olacağım.

Sonuç; hayat hayal ettiğin kadarını verir ve cesaret ettiğin kadarını alırsın hayattan.

Amine!*
24.01.2014

2 Ocak 2014 Perşembe

Gözyaşım Yalan Oldu



Tez için ön proje hazırlamam gerekiyor. Üstelik final notumu  bundan alacağım ama ne zamandır sallıyorum. Umudum 1 Ocak resmi tatilimde ki görüldüğü üzere blogdan çıkamıyorum.

Biz de misafir salonu kavramı yoktu ama eski eşyaları tıktığımız bi odamız vardı orda ki eşyaları da atınca ee burası daha samimi dedik hem yüzyıllardır herkesin evinde müze var bizimde olsun deyip salonun kapısına vurduk kilidi taktık kırmızı kurdelayı eskiden bi nevi depo olan yeni salonumuza geçtik. Müzelik salon genişti söylemesi ayıptır futbol sahası mübarek burası onun çeyreği ama neymiş samimiymiş sıcakmış kapıya yakınmış zırtmış pırtmış. Tv nin iki yanında koltuklar ortada masa bi de kitaplık derken oda oldu fare yuvası. Neyse dedim ‘’samimi’’ en azından. Ben tabii her akşam salona taşınıyorum. Önce ev terliklerim, ev için aldığım uggımsı şeyler, patikler, kazağım, battaniyem, sıcak su torbam, kapıya biri gelirse için ev şalım, sonra laptop onun kablosu, cep telefonun onun şarj aleti 3lü priz derken bi 3lü bana ait doğal olarak hatta masanın büyük kısmı ama 3 lü priz ortalıkta kaldı hatta havada asılı kaldı geçende. Üşenip düzeltmedim tabii. Annem seslenince normalde 3. Kez seslendiğinde ancak neee diyen ben o anda bi heyecanla fırladım masayla koltuk arasında asılı kalan kabloyu unuttum fark edince sanki 2 metre bacaklarım var heide klum gibi zıplamaya çalıştım nasıl oldu bilmiyorum böyle bi havalandım sağ ayağımın üzerine bi düştüm böyle havaya çıkışımı asılı kalışımı ve halının üzerime inişimi hatırlıyorum yeminle. Deprem oldu sanki resmen salladım apartmanı. 
Bende bi sinir boşalması ağlıyorum ama öyle böyle değil, bacağımı kesmişler sanki. Hayatta en iyi yaptığım şey ağlamak bi de yaygara koparmak. Panik halinde annem geldi ne oldu fln dedi o gümbürtüye deprem oldu salon göçtü fln zannetti kadın tabii, neyse beni öyle görünce kaldırdı ayağa, yürü dedi yürüdüm ama hala zırlıyorum. ‘’kırılsaydı üzerine basamazdın’’klişesini söyledi döndü gitti yarım kalan işine. Ben daha fazla cırlamaya başladım. Döndü geldi ‘’evdeki halılara sürekli takıldığımda ayağımın altında tırmık olmasından küçükken devirdiğim çaydanlıkla kendimi yakmama varana kadar her şeye söylendi  Aradada bişey olsaydı ne yapardık diyor üzerine ‘’bu zamana kadar sağ kalmana şaşırmalı’’ diyordu. Baktım olcak gibi değil acımı içime gömdüm zıpladım hopladım iyiyim dedim sakarım hehehe deyip annemi susturmaya çalıştım. Ama hala içerden söylenmeye devam ediyordu.

Bence bu annemin taktiğiydi ve işe yaradı. Çocukluğumdan beri gözyaşını babama karşı çok rahat kullansamda annem pek yemiyor bu sefer uçarak düşüşüm benim salaklığımdı ve o kadarda acımadı ama yaygaracı bünyem susmadı annem de susmadı. Anne sesi daha baskın çıktı tabii.

Sonuç: cats müzikaline gitmek istiyorum ama o bilet fiyatları nedir arkadaş. Neyse bulacağız bir yolunu olmadı newyork a gider broadway de izlerim diye tehdit ederm bizimkileri bakarsın 1. Sınıftan alırlar yerimi kehkehhkee.


Amine!*
312120131330/salı